Yolun Her Adımına, Bizi Biz Yapan Her Dokuya Teşekkürle…
İnsanın hayatındaki en büyük değişimler, çoğu zaman büyük kararlarla değil; sessizce yaşadığı kırılmalarla başlar.
Bazen bir kayıp, bazen bir hayal kırıklığı, bazen hiç beklemediğimiz bir insanın hayatımıza girişi, bazen de yıllarca taşıdığımız bir yük… O anlarda bize yalnızca acı veriyor gibi görünür. Fakat zaman geçtikçe anlarız ki bazı yaşanmışlıklar bizi yıkmak için değil, yeniden inşa etmek için gelmiştir.
İşte dönüşüm tam da burada başlar.
Yaşam amacını bulmuş insanlar için zorluklar, ilk karşılaşıldığı andaki yakıcı anlamını zamanla yitirmeye başlar. Çünkü insan kendini tanıdıkça, ne için yaşadığını fark ettikçe ve hayatının anlamını buldukça; karşısına çıkan engelleri yalnızca birer engel olarak görmez.
Her zorluk bir öğretmene,
her kayıp bir farkındalığa,
her kırgınlık bir olgunluğa,
her mücadele ise yeni bir başlangıca dönüşür.
Kendinizi gerçekleştirdikçe, karşınıza çıkan engelleri aştıkça ve inandığınız gayeye sadakatle yürüdükçe, aslında her defasında yeniden doğarsınız.
Ben de bugün kendimi tam olarak böyle bir dönüşümün içerisinde hissediyorum.
İnsanlara katkı sağlamanın, bir insanın hayatına küçücük de olsa güzel bir iz bırakmanın, bir yüreğe dokunmanın verdiği o tarifsiz huzuru artık daha derinden hissediyorum.
Belki sorumluluklarım arttı.
Evet, zaman zaman yoruluyorum.
Bazen hayatın ağırlığını omuzlarımda hissediyorum.
Fakat artık şunu biliyorum:
İnsanın inandığı bir amaç uğruna taşıdığı yük, bir süre sonra yük olmaktan çıkar; anlam kazanır.
Bu yüzden sorumluluklarımın artmasından şikâyet etmiyorum. Aksine, taşıyabildiğim her sorumluluğun beni biraz daha olgunlaştırdığını, biraz daha büyüttüğünü ve biraz daha kendime yaklaştırdığını düşünüyorum.
Hayat; acısıyla, tatlısıyla, kayıplarıyla, kazançlarıyla, hayal kırıklıklarıyla, sevinçleriyle ve bütün karmaşasıyla yaşamaya değer.
Bazen o kadar büyük bir koşuşturmanın içerisinde yaşıyoruz ki sahip olduklarımızın kıymetini fark etmeye fırsat bulamıyoruz.
Oysa hayat, fark edebildiğimiz kadarıyla güzelleşiyor.
Bugün dönüp geriye baktığımda, beni “bugünkü ben” yapan herkese ve her şeye yürekten teşekkür etmek istiyorum.
Beni üzenlere de…
Mutlu edenlere de…
Zamanında olması gereken yerde durmayıp bana değersiz hissettirenlere de…
Beni baş tacı edenlere de…
Yanımda sessizce duranlara da…
Yarı yolda bırakanlara da…
Hakkımı yiyenlere de…
Hakkımı teslim edenlere de…
Yoluma taş koyanlara da…
Önümü açanlara da…
Canımı acıtanlara da…
Sadakatle elimi tutanlara da…
Beni kandıranlara da…
Gözlerimin içine bakarak dürüstçe konuşanlara da…
Beni küçümseyenlere de…
Takdir edenlere de…
Çünkü bugün biliyorum ki hayatıma dokunan herkes, bana bir şey öğretti.
Kimi insan nasıl biri olmamam gerektiğini öğretti.
Kimi insan ise nasıl biri olmam gerektiğini…
Kimi bana güvenmeyi öğretti.
Kimi ise herkese güvenmemek gerektiğini…
Kimi kaybetmenin ne demek olduğunu gösterdi.
Kimi, bir insanın yanında olmasının ne kadar kıymetli olduğunu…
Kimi bana susmayı öğretti.
Kimi gerektiğinde hakkını savunmanın erdemini…
Kimi sabrı…
Kimi cesareti…
Kimi mesafeyi…
Kimi merhameti…
Kimi de insanın kendi değerini başkasının davranışları üzerinden belirlememesi gerektiğini…
İyilikle ya da kötülükle, bilerek ya da bilmeyerek bana öğretmenlik yaptınız.
Belki hiçbiriniz bunun farkında değildiniz.
Ama her biriniz, hayatımın başka bir sayfasına bir cümle bıraktınız.
Bazı cümleler çok güzeldi.
Bazıları canımı yaktı.
Bazılarının mürekkebi hâlâ kurumadı.
Fakat hepsi benim hikâyeme aitti.
Ve bugün o hikâyeye baktığımda, hiçbir sayfasını yırtıp atmak istemiyorum.
Bir daha dünyaya gelsem, hayatın bana sunduğu her detayı yine aynı sırayla, yine eksiksiz yaşamayı isterdim.
Çünkü bugün olduğum insanı yalnızca güzel günlerim oluşturmadı.
Beni biraz da atlattığım fırtınalar büyüttü.
Düştüğüm yerler, yeniden ayağa kalkmayı öğretti.
Kırıldığım yerler, kalbimin ne kadar güçlü olduğunu gösterdi.
Kaybettiklerim, sahip olduklarımın değerini öğretti.
Yanıldıklarım, doğruyu daha iyi görmemi sağladı.
Ve en önemlisi; başkalarının bana biçtiği değerden önce, kendi değerimi bilmeyi öğrendim.
Her yaşanmışlık zihnimde bir iz, ruhumda bir derinlik bıraktı.
Ben hâlâ öğreniyorum.
Hâlâ değişiyorum.
Hâlâ kendimi yeniden keşfediyorum.
Ve bu nefes göğsümde durduğu müddetçe öğrenmeye, yenilenmeye, iyileşmeye ve dönüşmeye devam edeceğim.
Çünkü insanın hayatındaki en güzel dönüşüm, başkalarını değiştirmeye çalışmayı bırakıp kendisini anlamaya başladığı anda gerçekleşiyor.
Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.
Hayatın bize ne getireceğini, kimleri karşımıza çıkaracağını, hangi kapıların kapanıp hangilerinin açılacağını bilmiyoruz.
Belki de hayatın en büyük güzelliği tam olarak burada…
Belirsizliğin içerisinde yaşamaya devam etmek.
Umut etmek.
Sevmek.
İyilik yapmak.
Bir canlının hayatına dokunmak.
Bir çocuğun yüzünde tebessüm oluşturmak.
Bir insanın zor gününde yanında durmak.
Bazen yalnızca “Ben buradayım.” diyebilmek…
Ben insanları, bütün canlıları ve yaşamın kendisini seviyorum.
Çünkü hâlâ kalbinde iyilik taşıyan sayısız insan olduğuna inanıyorum.
Ve ben de o iyi yürekli insanlardan biri olabilmek için çabalıyorum.
Hepsi bu.
Ne bir eksik…
Ne bir fazla…
Belki hayat dediğimiz şey, sonunda sahip olduğumuz makamların, paranın, alkışların ya da insanların bizim hakkımızda ne düşündüğünün toplamı değildir.
Belki hayat, kimlerin hayatına dokunduğumuz ve geride nasıl bir iz bıraktığımızdır.
İşte benim için dönüşüm biraz da budur.
Dün olduğum insanla bugün olduğum insan arasındaki mesafeyi fark edebilmek…
Kendime kızmadan geçmişime bakabilmek…
Yaşadıklarımdan utanmak yerine onlardan ders çıkarabilmek…
Ve bütün bunların sonunda, hayatın karşısında hâlâ sevgiyle durabilmek…
Bugün geçmişime dönüp baktığımda şunu söyleyebiliyorum:
İyi ki yaşadım.
İyi ki sevdim.
İyi ki kaybettim.
İyi ki yeniden başladım.
İyi ki kırıldım ama kalbimi taşlaştırmadım.
İyi ki düştüm ama ayağa kalkmayı öğrendim.
İyi ki bazı insanlar hayatımdan çıktı.
İyi ki bazı güzel insanlar hayatımda kaldı.
Ve iyi ki bütün bunların sonunda hâlâ kendime, hayata ve insanlığa dair umudumu kaybetmedim.
Çünkü bazen insanın en büyük zaferi, yaşadığı bütün kötülüklere rağmen içindeki iyiliği koruyabilmesidir.
Şimdi sözü size bırakıyorum…
Sizi siz yapan, zamanında canınızı yaksa da bugün dönüp baktığınızda “İyi ki yaşamışım.” dediğiniz o kırılma noktası neydi?
Hangi kayıp sizi güçlendirdi?
Hangi insan size hayatınızın en önemli dersini verdi?
Hangi yara, bugün sahip olduğunuz bakış açısının başlangıcı oldu?
Ve hayatınızın bu aşamasında geriye dönüp baktığınızda, sizi büyüten o insanlara ya da tecrübelere tek bir cümleyle teşekkür edecek olsaydınız…
Ne söylerdiniz?
Belki de bizim dönüşümümüz, tam da o cümleyi kurabildiğimiz yerde başlıyordur.
Sabiha Karaosman
Oxunub: 0