dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

Yanlış Durakta Beklemek, Sevgi Dilenciliği ve Ruhun Sessiz Yorgunluğu


Geçenlerde sosyal medyada önüme düşen kısa bir yazı, modern insanın en büyük duygusal çıkmazını tokat gibi yüzüme vurdu.

“Sevilmeyi beklemek… İnsanın ruhunu en sessiz yoran şeylerden biridir. Çünkü beklediğin şey sadece sevgi değildir; görülmek, değer verilmek, önemsenmek, seçilmektir. Ve bazen iyileşmek, yanlış yerde beklemeyi bırakmaktan geçer.”

Bu satırları okurken içimde bir yerlerin sızladığını hissettim. Çünkü hayatım boyunca yaşadığım kırgınlıkların, hayal kırıklıklarının ve o bitmek bilmeyen üzüntülerin kaynağı tam olarak buradaydı.

Yanlış duraklarda, hiç gelmeyecek otobüsleri beklemiştim. Toplum olarak adına “fedakârlık” ya da “bağlılık” dediğimiz, ama aslında düpedüz “sevgi dilenciliği” olan o girdabın içine kaç kez düştüğümü düşündüm.

Sevgi dilenciliği; bir başkasının hayatında var olabilmek için kendi benliğinden, gururundan ve isteklerinden vazgeçmektir. Karşı taraftan gelecek küçük bir takdir kırıntısı, yarım yamalak bir mesaj ya da zoraki bir gülümseme için adeta ruhunu masaya koymaktır.

Bizler büyürken “Sevilmek istiyorsan hep vermelisin.” algısıyla yetiştiriliyoruz. Oysa bu durum, insanı kendi hayatının figüranı hâline getiren toplumsal bir histeriye dönüşüyor.

Sürekli sevilmeyi, onaylanmayı ve seçilmeyi dışarıdan beklemek, ruhu sessizce kemiriyor. İnsan, fark etmeden kendini değersizleştiriyor.

Birini sevmek güzeldir; ancak birinin sizi sevmesi için kendi sınırlarınızı yok etmek, kendinize yapacağınız en büyük ihanettir.

Ben de hep bu yüzden üzüldüm; sevgiyi hak etmek için hep daha fazlasını yapmam gerektiğine inandırıldığım için…

Artık anlamamız gereken toplumsal bir gerçek var.

Sevgi bir lütuf veya dilenerek kazanılacak bir ödül değildir.

Bir insanı zorla sizi görmeye, size değer vermeye ikna edemezsiniz. İyileşmek ve özgürleşmek, bizi görmeyen gözlerin önünde sergilediğimiz o yorucu çabayı kesmekle başlar.

Ruhunuzu daha fazla yormayın.

Yanlış yerde beklemeyi bırakın.

Çünkü kendi değerini bilmeyen birine, hiç kimse hak ettiği değeri veremez.

Bazen gitmek kaybetmek değildir. Bazen insanın kendine yaptığı en büyük iyilik, gelmeyecek olanı beklemeyi bırakıp kendi yoluna yürümektir.

Sebiha Karaosman
sabihakaraosman0357@gmail.com

Oxunub: 135
Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR