dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

Kolektif Başarı Masalı: "Biz" Derken Kimi Kastettiniz?


​Modern çalışma hayatının en sevilen, en çok pazarlanan masallarından biridir o sihirli cümle: "Biz bir ekibiz." Kulağa ne kadar demokratik, ne kadar kapsayıcı geliyor değil mi? Ancak bu parıltılı cümlenin perdesini biraz araladığınızda, altından çoğu zaman liyakatsizliğin ve emeğin anonimleştirilerek yok edildiği bir adaletsizlik tablosu çıkıyor. Aidiyet duygusunu beslemesi beklenen bu mantra, maalesef fedakârlık yapanın sırtındaki yükü artırırken, yan gelip yatanın sığındığı bir "konfor kalesi" haline gelmiş durumda.

​Gemi mi Yürüyor, Yoksa Lokomotif mi Çekiyor?

​Kuşkusuz, büyük başarılar tek tabanca kazanılmaz. Ama kabul edelim ki; her ekibin içinde gecesini gündüzüne katan, kriz anında gövdesini taşın altına koyan ve donanımıyla o gemiyi limana yanaştıran bir "lokomotif" vardır. Diğer tarafta ise sadece vagon olmayı seçen, sorumluluktan ustalıkla kaçan ve başarının rüzgarıyla savrulan pasif figürler...

​Etik olan, her vagonun kendi ağırlığını taşımasıdır. Ancak günümüzün "idare-i maslahatçı" yöneticileri, "İşi bilen yapar" kolaycılığına kaçarak tüm yükü becerikli personelin üzerine yıkıyor. Becerikli olan cezalandırılıyor, atıl olan ise "ekip ruhu" zırhıyla korunuyor. Bu bir ekip çalışması değil, açıkça birinin sırtına binmektir.

​"Genel Teşekkür" Bir Takdir Değil, Bir Perdelemedir.

​Bir projenin finalinde sahneye çıkıp, tüm yükü tek bir kişinin sırtladığı bilindiği halde ortaya karışık bir "Tüm ekibe teşekkür ederim" fırlatmak, liderlik değil, adaleti zedelemektir. Fedakârlık yapan çalışan, o an sadece bedenen yorulmuş hissetmez; emeğinin anonimleştirilerek değersizleştirildiğini, terinin o "genel" potada eritildiğini görür.

​Yöneticilerdeki o meşhur korku: "Eğer birini öne çıkarırsam diğerleri kıskanır." Hayır, efendim! Hak edenin açıkça onurlandırılması, birilerini kırmak değil, kurum içinde bir kalite standardı belirlemektir. Siz başarıyı somut bir şekilde ödüllendirmezseniz; çalışmayan "nasılsa aynı teşekkürü ben de alıyorum" diyerek ataletini kutsar, çalışan ise "neden daha fazla çabalıyorum?" sorusunun karanlığında boğulur.
​Liderlik, Protokol Değil Hakkaniyet Yönetimidir

​Bugün pek çok yönetici, liderliği sadece koltuk doldurmak ve protokol yönetmek sanıyor. Oysa gerçek liderlik, ekip içindeki teraziyi milimi milimine tutabilmektir. Ödül ve ceza mekanizmasının paslandığı, fedakârlığın "doğal görev" sayıldığı, tembelliğin ise "aman huzur kaçmasın" diye idare edildiği bir topraktan başarı fışkırmaz.

​Ez cümle; Hakkaniyetli bir lider, kimin ter döktüğünü, kimin sadece alkış sırasında öne çıktığını ayırt edebilen kişidir. Bir çalışanı, diğerlerinin huzurunda "Bu arkadaşımız bu süreçte ekstra bir özveri gösterdi, hakkını teslim ediyoruz" diyerek onurlandırmak, kıskançlığı değil; sağlıklı rekabeti ve çalışma disiplinini tetikler.

​Unutulmamalıdır ki; adaletin olmadığı yerde motivasyon, motivasyonun olmadığı yerde ise ancak kurumsallaşmış bir vasatlık yetişir.

Nur Delice
Ülke Postası Gazetesi Ankara Temsilcisi
DJB gazeteci&yazar
Beykozun sesi köşe yazarı

Oxunub: 0
Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR