dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

ACİLEN, “MECLİSİ MEŞAYIH” KURULMALIDIR

Baxış Sayı:110

ACİLEN, “MECLİSİ MEŞAYIH” KURULMALIDIR

15 Temmuz işgal harekâtı bize çok şey öğretti. O gün canımız çok yandı ama önce Allah’ın sonra milletimizin dirayeti sayesinde canımızı alamadılar. Nasıl ki bir sel felaketinden sonra aynı felaketi tekrar yaşamamak için daha tedbirli oluruz, biz de 15 Temmuz dan sonra daha dikkatli daha tedbirli olmaya başladık.

Bazen de ne kadar dikkat eder, ne kadar tedbirli olursak olalım, din düşmanları, millet düşmanları rahat durmazlar. Dinimizi bulandırmak, etkisiz hale getirmek, milletimizi yeisse düşürmek için ellerinden geleni yaparlar. Şeyh, mürit kılığında ajanlarını içimize sokarak en acımasız hainliklerini yapmaktan geri kalmazlar. Hatırlarsınız tarihte bunun birçok örnekleri vardır. İngiliz ajanı lawrence, Türkiye’de Fetö, Irak’ta Şeyh Muhammed Kesnizani ve Afganistan’da Topal Molla sadece birkaç örnek.

Olan olayların çok daha iyi anlaşılabilmesi için Topal Molla olayını tekrar hatırlayalım.

1919 Yılında Ravalpindi savaşını kazanan Emanullah Han, 1923 de bağımsız Afganistan için kendisini padişah ilan eder. Özellikle İngilizler, Müslüman ülkeler üzerinde hâkimiyetlerini kurabilmek için İslami İlimler konusunda yetiştirdikleri ajanlarını hangi ülkede operasyon yapacaklarsa o ülkeye gönderirler. İşte bunlardan biriside İngiliz ajanı Topal Molla’dır. Ajanla birlikte ülkeye gelen diğer ajanlar, Topal Molla’nın olmayan kerametlerini, köy-köy, kasaba-kasaba, şehir –şehir anlatırlar. Kısa bir süre içerisinde Topal Molla’nın binlerce müridi olur. Üç yıl içerisinde yüz binin üzerinde olduğu söylenir. Tarikat Şeyhi olarak büyük bir üne kavuşur. Topal Molla, bağımsız bir ülke olarak ülkesini yönetmek isteyen Emanullah’a karşı müritlerini kışkırtır. Ahlaksızlık, yolsuzluk, hırsızlık yapıldığını iddia eder, krala karşı mücadelenin farz olduğunu söyler ve isyanı başlatır. Kral durumu bildiği halde hiçbir şey yapamaz. Ülkesini terk eder bir daha da dönemez. Kral havalimanında Topal Molla’yı yeni kıyafeti ile görür. Ajanın işi bitmiştir ülkesine dönmek üzeredir. Ajan, krala “Benim ajan olduğumu bildiğin halde neden halkına söylemedin” der. Kral; “Söyleseydim daha da kötü olayların olacağından korktum. Çünkü halkım sana çok güveniyordu” der. (Enteresan değil mi? Biz bu oyunu bir yerlerden hatırlıyor gibiyiz!)

Kesnizani Tarikatı Lideri Kürt asıllı Şeyh Abdülkerim Kesnizani, ölünce yerine oğlu Muhammed Kesnizani geçti. Müritlerine Kuran eğitimi yerine adı zikredilmeden İslam diye Kabala öğretilerini/Mistisizmini anlatıyordu (Bu da yabancı değil bize. İslam diye neler anlatılıyor). Tarikatın müritleri arasında Saddam’ın en yakınları, devletin ve askeriyenin en üst kademesindeki insanlar vardı. (Bu da yabancı gelmiyor bize!). Bu hareket MOSSAD ve CIA tarafından Saddam’ı yıkmak için Irak’ın içine kolayca sokulmuştu. (Sonuçları herkesin malumu.)

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. İslam düşmanları, ajanlarını İslami İlimler konusunda yetiştirerek aynı yöntemlerle ülkeleri ele geçirmek için kullandıklarını artık sağır sultan bile biliyor.

Peki, o zaman bunların oyununa gelmemek için ne yapmalıyız?

Tarikat; gidilecek yol, izlenecek usul demektir. Tarikat ehlinin itikadı, Ehlisünnet ve’l –Cemaat itikadıdır. Yani Peygamberimizin sünnetine sarılanların inancıdır. Rasulullah’ın tertemiz şeriatının hükümlerini yaşamak ve hayatına tatbik etmektir. İkinci bin yılın müceddidi İmam Rabbani Hazretleri; şeriat ahkâmına sarılmak konusunda öğütler vermiş, Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbn- Arabi; insanın kâmil ve mükemmel bir şeyhe bağlanmasını zaruri ve mecburi görmüştür. Birçok büyük âlimler; zahir ilminden sonra, batın ilmini, terbiye ve hizmet yoluyla tahsiline inanmışlar bu yolda önderlik etmişlerdir. Şeriat ve tarikat ilimlerinde büyük bir âlim olan İmam Şa’rani; bütün tarikat ehilleri, insanı Allah’ın huzuruna kalp huzuruyla çıkmaktan alıkoyan kötü sıfatlardan kurtulma yolunu gösterecek bir kâmil mürşide bağlanmanın zaruri olduğunu ifade etmiştir. Peki ya asırlar önce Anadolu ve Balkanlarda gerçekleştirdiği büyük Türk-İslam İnkılabını ve Horasan Erenleri Hareketini başlatan Şeyh Hoca Ahmet Yesevi unutulur mu? Türkleşmek, İslamlaşmak ve Türkçenin daha yaygın bir dil haline gelmesi için müritleri ile birlikte mücadele eden, Kızılelma Ülküsünü yüreklere işleyen gönüller sultanının İslam’a ve Türklüğü yapmış olduğu hizmetler asla unutulamaz.

Sizlere özetin özeti iki örnek sunduk. Birincisi istihbarat servislerinin ajanları ile dizayn ettiği ve İslam’ı bulandırmak, dinin esaslarından uzaklaştırarak insanları devlete ve millete düşman etmek için kendi atadıkları şeyhler tarafından bilinçli ve kasıtlı kurulmuş tarikatlar ve cemaatler diğer taraftan, insanın kemale ermesi, olgunlaşması, Allah’a daha yakın olması, bütün kötülüklerden arındırarak kâmil bir mü’min olması için uğraşan, devletin ve milletin milli ve manevi değerlerinin en üst düzeye gelmesi için mücadele eden tarikat ve cemaatler.

Bizce taban tabana zıt bu iki grubu birbirinden ayırmak, doğru tarikat ve cemaati bulmak için iki önemli unsur bulunmaktadır.

Birincisi, kişinin kendi dinini, inancını çok iyi öğrenerek bilinçli ve şuurlu bir mümin olması. Bunun içinde; Allah’ın kitabı Kur’anda ne emredildiğini, Peygamberin sünneti ile ne tavsiye edildiğini, İslam âlim ve ulemasının görüş ve düşüncelerini mutlak öğrenmesi bilmesi gerekir. Bizlerin; Kur’an ve sünnete göre, müminin, münafığın, kâfirin vasıflarını, İslam’ın ekonomik, sosyal, askeri ve siyasi hedeflerini öğrenmemiz şarttır. En azından Kur’an’ın mealini veya tefsirini, Peygamberimizin sahih hadislerinin toplandığı Kütübe Sitte veya Sahihi Buhari’yi, Peygamberimizin hayatını yani siyeri, İslam inancının temelleri akaidi mutlaka okumamız, anlamamız, özümsememiz gerekir. Bu da bize, inancını hayat haline getiren gerçek bir mümin olmamızı sağlayacak, karşımızda kim ne konuşursa konuşsun, hayır mı söylüyor, şer mi söylüyor anlamamıza yardımcı olacak, art niyetli insanlardan, İslam’ı bulandırmak isteyen illegal güçlerden kendimizi korumuş olacağız.

İkinci unsur devletin alacağı tedbirdir. Yani Osmanlının sön dönemlerinde, sapkın inanışlara sahip tarikat ve tekkeleri önlemek, tarikat, tekke ve cemaatleri denetlemek, kontrol etmek için kurduğu MECLİS-İ MEŞAYİH. Osmanlıda bu meclis şeyhülislamlığa bağlı olarak kuruldu. Bu meclisin üyeleri, önde gelen büyük tarikatların temsilcilerinden oluştu. Kendi aralarında başkan seçtiler. Daha sonraları, başkan ve üyelerin yanı sıra meclisten olmayan bir nazır ve müderris menşeli bir kâtip görevlendirildi.

MECLİS-İ MEŞAYİH, günün şartlarına göre yeniden oluşturularak acilen kurulmalıdır. Devletin kontrolünde olan bu tür bir meclis, devleti ve halkı art niyetli insanlardan, farklı amaçla kurulmuş olan tarikat ve cemaatlerden koruyacaktır. Bunu samimi olan tarikat ve cemaatler seve seve kabul edeceklerdir. Ülkemizde Otuzun üzerinde tarikat ve cemaat, dört yüze yakın kolları bulunan büyük bir oluşumdan bahsediyoruz.

Özetle; tarikat ve cemaatler ülkemizin bir gerçeğidir. Yok farz etmek, engellemek ve kapatmaya kalkmak çok ciddi onarılmaz yaralar açabilir. Bunun içindir ki hem kişisel olarak, hem de devlet olarak her türlü tedbir alınarak şeffaf bir şekilde devamı sağlanmalıdır.

Ayrıca, İslam’a en büyük zararı veren; İslami hayat tarzını benimsediğini söyleyip bunu kullanarak, kendisine kılıf yaparak fayda ve çıkar sağlayan, sözde şeyhler, müritler, hocalar, imamlar her türlü, tacizi, rezilliği, ahlaksızlığı, namussuzluğu yapanlar her kim olursa olsun, çok az sayıda olsa bile asla affedilmemeli, cezaların en ağırı verilmelidir. İdam gelecek ise önce bunlar için gelmeli. Ve bu alçakları bahane edilerek Müslümanlara ve İslam’a saldıranlar ise kime hizmet ettiği belli olmayan, asla İslam ve Müslümanlık ile alakası bulunmayan münafıklardır.

İsmet Taş – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı

Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı

Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR