dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

BU YOLCULUKTA İNSAN KALABİLMEK…


Ben inancımı hiç kaybetmedim iyiliğin her daim var olduğuna…

Hiç inanmadım kötüler kazanır sözlerine. Çünkü ben hep iyilerin, er ya da geç, mutlaka kazanacağına inandım. Belki her zaman istedikleri sonuca ulaşamazlar, belki hak ettikleri karşılığı hemen göremezler ama iyilikle yürüyenlerin yüreğinde taşıdığı huzuru hiçbir kötülük insandan alamaz. İnanıyorum ki insanın asıl kazancı, geride bıraktığı izlerde ve dokunduğu yüreklerde saklıdır.

Hepimiz bu hayat yolunun yolcularıyız. Kimi aceleyle geçiyor ömrün içinden, kimi ardında kırık kalpler bırakıyor; kimi de varlığıyla insana yaşamayı, güvenmeyi ve yeniden inanmayı hatırlatıyor.

İşte ben, bütün bu yolcuların arasında, yolculuğuna saygı duyduklarımı, yanında yürümekten keyif aldıklarımı hep ayrı bir yere koydum.

Mesela…

Ağırbaşlı bir duruşu olanları, konuşmadan önce düşünenleri, kendini başkasının yerine koyabilmek için gayret edenleri sevdim. Empatiyi yalnızca dilinde taşıyanları değil, bir başkasının acısını yüreğinde hissedebilenleri…

Olduğu gibi görünenleri, görünmek istediği kişi olmak için çaba harcamak yerine olduğu insanın hakkını verenleri sevdim. İnce düşünen, kelimelerini tartan, bir kalbi kırmadan önce iki kez düşünen; incitmekten imtina eden insanlara hep hayranlık duydum.

Çünkü bilirim ki insanın gerçek zarafeti, üzerindeki kıyafette, makamında ya da unvanında değil; başkasının kalbine nasıl dokunduğunda gizlidir.

Hata yaptığında özür dilemekten kaçınmayanları, teşekkür etmeyi bir lütuf değil, insanlık borcu bilenleri apayrı sevdim. Zira özür dilemek küçülmek değil, insanın kendi büyüklüğünü gösterebilmesidir. Teşekkür etmek ise bir başkasının emeğini, varlığını ve gönülden sunduğu güzelliği fark edebilmektir.

Ben en çok da konuşmaları büyük olmayan ama yürekleri kocaman insanları sevdim.

Kendini anlatmak için başkalarını küçültmeyenleri, yükselmek için kimsenin omuzlarına basmayanları, iyiliğini anlatmak yerine sessizce iyilik yapanları…

Haddini bilenleri sevdim. Çünkü haddini bilmek, insanın kendini başkalarından üstün görmemesi; nerede duracağını, neyi söyleyip neyi susacağını bilecek bir olgunluğa erişmesidir.

Konuşmadan önce ölçüp biçenleri, kendi vicdanının terazisinde başkasına da adaletle yaklaşanları sevdim. Kendine mübah gördüğünü başkasına günah saymayanları, kendisi için istediği anlayışı başkasından esirgemeyenleri…

Merhameti yalnızca kendine yakın hissettiklerine değil, herkese gösterebilenleri…

Çünkü insanın karakteri, gücü yettiğine nasıl davrandığında değil; kendisinden farklı olana, kendisine faydası dokunmayana ve karşılığını alamayacağını bildiği insana nasıl davrandığında belli olur.

Bir de hayatın hakikatini idrak etmiş insanlar vardır. Dünyanın bir han, bizlerin ise bu handan gelip geçen yolcular olduğunun farkında olanlar…

Ne makamın kalıcı olduğuna aldanırlar ne de dünyanın geçici nimetlerini kendilerine ebedî bir mülk sanırlar. Bilirler ki bugün sahip olduklarımız yarın bir başkasının elinde olabilir. Geriye ise ne servetimiz ne de unvanlarımız kalır; geriye insanlığımız, iyiliğimiz ve birilerinin yüreğinde bıraktığımız izler kalır.

İşte böyle insanlarla yolculuk etmek bir başka güzeldir.

Yanlarında kendini anlatmak zorunda kalmazsın. Her cümleni savunmak, her sessizliğini açıklamak zorunda hissetmezsin. Çünkü bilirsin ki onlar insanı yalnızca sözleriyle değil, niyetiyle, duruşuyla ve davranışlarıyla tanımaya çalışırlar.

Hayat, herkesi aynı yolda yürütse de herkesin yüreğini aynı yerde buluşturmuyor. Kimi insan yolunu uzatır, kimi yoluna yük olur, kimi de varlığıyla en zorlu yolları bile güzelleştirir.

Ben artık yolun uzunluğundan çok, kiminle yürüdüğüme bakıyorum. Çünkü yanlış insanlarla yürüdüğünde en kısa yol bile yorucu; gönlü güzel insanlarla yürüdüğünde ise en uzun yol bile huzur vericidir.

Ve bütün yaşanmışlıklara rağmen hâlâ inanıyorum…

İyilik kaybolmaz, yalnızca bazen sessizleşir. Merhamet tükenmez, bazen yanlış insanların gölgesinde kalır. Güzel yürekler her zaman en önde görünmeyebilir ama varlıklarıyla dünyanın yaşanmaya değer bir yer olmasına katkı sunarlar.

Ben bu hayatta kusursuz insanları aramadım. Hatasını görebilen, yanlışından dönebilen, gönül almayı bilen ve insan kalabilmek için çaba gösteren insanları aradım.

Çünkü mesele hiç hata yapmamak değil, hatasının arkasına saklanmamaktır. Mesele hiç kimseyi kırmamak değil, kırdığında gönül almayı bilmektir. Mesele her zaman haklı çıkmak değil, haklı olsan bile vicdanını kaybetmemektir.

Ömrümüz kısa, yolumuz emanet, dünya geçici…

Öyleyse birbirimizin yükünü ağırlaştırmak yerine hafifletelim. Kalplerde yaralar açmak yerine hatıralarda güzellikler bırakalım. Birbirimize üstünlük taslamak yerine insanlığımızla örnek olalım.

Ve yine hatırlayalım, bu yolculuğun sonunda kimin daha çok kazandığını değil, kimin insan kalabildiğini zaman gösterecek.

Ben hâlâ iyiliğin kazanacağına inanıyorum.

Çünkü benim için asıl zafer, kötülüğe benzemeden yaşayabilmek; kırıldığında kalbini karartmamak, incindiğinde merhametini kaybetmemek ve bütün yaşanmışlıklara rağmen iyilikten vazgeçmemektir.

Bu yolculukta en büyük kazancımız, ardımızda bıraktığımız güzel insanlar ve yüreğimizde eksiltmediğimiz insanlığımız olsun.

Yolumuz uzun, ömrümüz emanet…

Dilerim yolumuz; sözüne güven duyduğumuz, yüreğine sığındığımız, varlığıyla huzur bulduğumuz güzel insanlarla kesişsin.

Çünkü bu hayat yolculuğunda, insanın insana iyi gelmesinden daha kıymetli bir zenginlik tanımıyorum.

Emine Ulusan

Oxunub: 56
Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR