dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

Bir Günlük Çiçek Mi, Bir Ömürlük Hürmet Mi?


​Bugün 14 Şubat. Sokaklar elinde çiçeklerle gezen, bir günlük mutluluğun peşinde koşan kalabalıklarla dolu. Kadınların yüzündeki o anlık tebessümü fark etmemek imkansız; ancak insanı derin düşüncelere sevk eden asıl soru şu: Sevdiğinizi sadece bugün hatırlamak yerine, tüm bir yılı onu sahiplenip koruyarak geçirseniz, her gününüz bir "sevgililer günü" olmaz mıydı?
​Eş, elmanın diğer yarısıdır derler. Aslında eşini mutlu etmek için çabalamak, insanın kendi mutluluğuna yaptığı en büyük yatırımdır. Bunu anlamak için derin felsefelere gerek yok; zeka ve birazcık vicdan kafidir. Eğer sadakat varsa, eğer saygı o yuvanın çatısı olmuşsa, bir kadını bulutların üzerine çıkarmak için kanatlara gerek kalmaz. Çünkü saygının olduğu yerde sevgi, sevginin olduğu yerde huzur, huzurun olduğu yerde ise sarsılmaz bir güven vardır.

​Emanete İhanetin Bedeli: Dağılan Yuvalar...
​Ne hazindir ki, o güven bir kez zedelendiğinde diller zehre, hareketler şiddete dönüşüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı uzmanlarının paylaştığı istatistikler, kalbi olan herkesin göğsünü sıkıştıracak cinsten... Gençler evlenmekten korkuyor, evlilik oranları düşerken boşanma ve "aldatma" oranları ürkütücü bir hızla yükseliyor. Üstelik bu yozlaşma artık "fifti fifti" denilecek kadar kadın ve erkek arasında eşitlenmiş durumda.
​Müslüman bir toplumda, "Kocam yapıyorsa ben de intikam için yaparım" sığlığına düşmek, ailenin temelindeki o mukaddes ruhu hançerlemektedir. Unutulmamalıdır ki; kadının rahmi, Allah’ın "Rahim" isminin tecellisidir. En mukaddes, en korunması gereken yerdir orası. Her çocuk bir melek saflığında doğar ve o çocuğu ilmek ilmek işleyen asıl sanatçı annedir. Nüfusun yarısı kadın, diğer yarısı ise o kadınların büyüttüğü erkekler değil midir?
​"Dede Koruk Yer, Torunun Dişi Kamaşır"
​Kimse kendi ahlaki zafiyetini başkasına yüklemesin. "O istedi de gittim" ya da "Erkek değil mi, yaptı" cümleleri, karakteri olmayanların sığınağıdır. Herkes kendi omurgasını yoklamalı. Bir başkasının yuvasına, mahremine dokunanın yuvasına er ya da geç dokunurlar. Eğer bir düzen kuramıyorsanız, önce aldığınız ahları, yıktığınız kalpleri düşünün. Başkasının gözyaşı üzerine kurulan hiçbir gülüş, gerçek bir mutluluk getirmez.
​Eğer elin kızına kendi evladınızın hassasiyetiyle bakabiliyorsanız, işte o zaman Rabbin en sevgili kulusunuzdur. Aksi halde, yılda bir kez kutlanan "gavur icadı" günler, sadece kirli vicdanları rahatlatmaya yarayan birer maskedir.
​Ezcümle;
Sevgililer Sevgilisi Peygamberimize (s.a.v) binlerce selam olsun. O’nun sünnetiyle hemhal olan, eşini "Allah’ın emaneti" gören, mümin kardeşinin mahremini kendi namusu bilen nesillere muhtacız. Gençlerimizin "Bari mazisi az olanı bulsaydık" acizliğine düşmediği bir gelecek inşa etmek zorundayız.
​Unutmayın; dede koruk yerse, torunun dişi kamaşır. Lütfen evlatlarınızın ve torunlarınızın en ağır sınavı siz olmayın. Sevginizi çiçeklere değil, iffetinize ve sadakatinize yükleyin.

Nur Delice
DJB Muhabiri& köşe yazarı

Oxunub: 0
Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR