Bir Çınarın Vedası; Tuval Öksüz, Renkler Yetim Kaldı.
Bugün sanatın kalbi biraz daha yavaş atıyor; bugün renkler en parlak tonunu, fırçalar en nazik elini kaybetti. Gülşahin Müftüoğlu, nam-ı diğer "Gülşahin Annem", ardında dilsiz kalmış onlarca eser ve sevgiyle yoğrulmuş bir ömür bırakarak Rabb’ine kavuştu. Bazı insanlar vardır, sadece varlıklarıyla size dünyanın hala güzel bir yer olduğunu hatırlatırlar. Gülşahin Anne benim için sadece bir sanatçı değil, sırtımı yasladığım bir ulu çınardı. Bir gün oğlunun arabasında unuttuğu fırçaları için yardım isterken başlayan o tanışıklık, zamanla ruhlarımızı birbirine bağlayan mukaddes bir bağa dönüştü. O gün fırçalarına kavuşmak için gösterdiği o çocuksu heyecan, aslında sanata ve hayata olan tutkusunun en saf nişanesiydi.
Yarım Kalan Bir Rüya; Külliye Sergisi En büyük hayaliydi eserlerini Külliye’de sergilemek. "Cumhurbaşkanı çınarları sever Gülşahin anne, yazarız, sesimizi duyarlar" demiştik. Ne yazık ki bürokrasinin soğuk duvarları, o sıcak kalbin son arzusundan daha yüksek çıktı. Biz prosedürleri aşamadık, o ise ömrünün son demlerinde o serginin hayaliyle avundu. Vefa, Bir Sanatçının Kalbinde Yeniden Çiçek Açar Bir ödül töreni sadece plaketlerden ibaret değildir; o sahnede bazen bir ömrün emeği, bazen de unutulmaya yüz tutmuş bir vefa borcu ödenir. Kadınlar Günü için düzenlediğimiz "Yılın Enleri" törenini planlarken zihnimde iki sarsılmaz çizgi vardı: Şehit yakınlarımız ve duayen emektarlarımız. Onlar benim için milli ve manevi değerlerimizin en kıymetli emanetleriydi. Bu düşünceyle Gülşah’ın anneyi, o kıymetli sanatçımızı aradım. "Anne," dedim, "Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyoruz. Sadece kadınlara özel bir ödül töreni yapıyorum ve sen benim başımın tacı, onur konuğumsun. 'Duayen Sanatçı' ödülünü kabul eder misin?" Telefonun ucundaki o heyecan dalgasını unutmam mümkün değil. Bir çocuk saflığıyla, kalbinin atışlarını sanki telefonun öbür ucundan duyuyordum. "Nur’um, nasıl akıl ettin? Nasıl mutlu oldum anlatamam!" dedi. Sanatçıya, hele ki bir büyüğüne gösterilen bu vefa, onun dünyasında paha biçilemez bir yere dokunmuştu.
Sahnedeki Işık; Bir Duayenin Mutluluğu... Tören günü geldiğinde, ilk anonsu onun için yaptık. Sahneden adeta koşarak indim, elini tuttum ve onu alkışlar eşliğinde kürsüye çıkardım. Elleri titriyor, gözlerinin içi parlıyordu. Bana dönüp, "Nur, beni çok mutlu ettin, Allah da seni hep mutlu etsin," dediğinde, bir insanın ruhuna dokunmanın huzurunu yaşadım. O gece sadece bir sanatçı değil, koca bir aile oradaydı. Evlatlarını, torunlarını yanına alıp gelmişti. Abdülhak Bey mikrofonu aldığında, annesiyle duyduğu o derin gurur tüm salona yayıldı. Masaları öyle kalabalıktı ki, 20 kişilik bir aile fotoğrafıyla o anı ölümsüzleştirdiler. Sonradan duydum ki; karşılaştığı herkese bu kadirşinaslığı anlatıyormuş: "Nur kızım beni unutmadı, bana kıymet verdi..." Belki bugün o çok istediği sergi açılmadı ama o, en büyük ödülünü "Yılın Duayen Sanatçısı" olarak bizzat sevdiği insanların elinden, gözleri parlayarak aldı. O gece titreyen elleriyle tuttuğu o plaket, sadece bir ödül değil, gösterilen vefanın en güzel vesikasıydı.
Bir Mirasın İzinde; Blue Mağazası Sanat Atölyesi Vefamız sadece sahnede kalmadı. Sanatçımızın eserlerinin sergilendiği Blue Mağazası’ndaki sanat atölyesine gittik. Orada, mağazanın üst katında onun el emeği, göz nuru eserleri sergileniyor. Her bir eserin hikayesini bizzat kendisinden dinledik; her fırça darbesinde bir yaşam öyküsü gizliydi. O anları YouTube TV kanalımız için de kayda aldık. İyi ki de yapmışız; çünkü bu değerler paylaşıldıkça yaşıyor. Okurlarımıza ve dostlarımıza gönülden bir çağrım var! Lütfen Blue Mağazası’nın üst katındaki bu sergiyi ziyaret edin. O nadide eserleri, o kıymetli emanetleri öksüz ve yetim bırakmayın. Bir sanatçının ruhuna verilecek en güzel hediye, emeğine şahitlik etmektir
"Ben Yoruldum Kızım..." Son zamanlarında "Bu sene çok üşüyorum," diyordu. Oysa biz onun içindeki sanat ateşinin bizi hep ısıtacağına inanmıştık. Kendi azıcık maaşıyla beni sigortalı yapmak isteyecek kadar fedakar, bana sürpriz ceketler dikecek kadar zarif bir ruhu hangi kelime tam manasıyla anlatabilir? Meğer o ısrarlı çağrıları, o helalleşme çabaları içine doğan o büyük hicretin habercisiymiş.
Emanetin Başımızın Üstünde.... Gülşahin Anne; artık fırçaların yetim, Blue Mağazası’nın üst katındaki o muazzam eserlerin öksüz. Ama söz veriyoruz; o "emanetlerini" kimsesiz bırakmayacağız. Hikayelerini tek tek anlattığın o tablolar, YouTube kanalındaki o son gülüşün ve kalbimdeki eşsiz yerin asla silinmeyecek. Ben bugün sadece bir büyüğümü değil, "dua ordumun" başkomutanını kaybettim. Bilgisayar ekranımdaki o Gazzeli çocukla yan yana duran fotoğrafın artık bir hatıra değil, bir vasiyet benim için. Mekanın cennet, ruhun şad olsun Gülşahin Annem. Sen fırçanı bıraktın ama tuvaline sürdüğün o sevgi boyası kalbimizde sonsuza dek kurumayacak. Nur içinde, sevgiyle uyu... Ben Abdülhak Müftüoğlu Bugün anneciğimi kaybettik Yarın 17.Ocak.2026 Cumartesi günü Öğle namazında Karşıyaka camiinden yolcu edeceğiz Allah Rahmetini esirgemesin anacığımdan Kabri Ada L 11 / 404 de
Haber:Nur Delice Ülke Postası Gazetesi Ankara Temsilcisi DJB Muhabiri