dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

GEL BANA BİR TOKAT ATSANA!



Gün geçmiyor ki, Yunanistan'ın ve Ermenistan’ın, kışkırtıcı, tahrik edici, "Gel bana bir tokat atsana" anlamındaki davranışları bitmek tükenmek bilmiyor.

Yunanistan’ın, denizlerde yapmadığı pislik kalmaz, havada kışkırtıcı tavırlarından asla vazgeçmez, adaları gözümüzün içine baka baka silahlandırır, o da yetmezmiş gibi burnumuzun dibindeki adalara en üst düzeyde ziyaretlerde bulunur. Ülkesini ABD eyaleti haline getirir, her türlü alçaklığı yapar sonra gider efendilerine salya-sümük ağlar, ABD ve AB yi arkasına alabilmek için yerleri tertemiz yapar! Hasılı kelam, bir devletten başka her şeye benzeyen tavır ve davranışlar sergiler.

Peki, Türkiye bu alçakca davranışlar karşısında ne yapıyor?

Ya sabır! Ya sabır! Ya sabır! Çekiyor. Sonra sabrı sona erer gibi oluyor, elini kaldırıyor tam "Osmanlı Tokatını" indirecekken, gözünün önüne; böyle bir savaşın kendini kaç yıl gerilere götüreceği, kimlere tekrar muhtaç olacağı, zar-zor elde etmiş olduğu elindeki kazanımları kaybedebileceği, halkın tekrar sefalete sürükleneceği geliyor. Ukrayna'nın düştüğü durumu düşünüyor, savaşın kazananının olmadığını biliyor, olan savaşanlara oluyor diyor içimizdeki Yunanlıları da düşünüyor, savaşacağı ülkenin ABD ve AB olduğunu biliyor o kaldırdığı eli yumruğunu sıkırak “la havle” çekerek indiriyor.

Sonra soruyor kendisine; "Bu hep böylemi devam edecek?" diye. Kendi sorusuna kendi cevap veriyor, "Elbette hayır" diyor ve mutlaka o tokatı indireceğim zaman gelecek. "O zaman ne zaman?" sorusu geliyor akla hemen. Cevap net. TÜRKİYE KÜRESEL GÜÇ OLUNCA.

Şimdi güçlenmemize izin vermeyen batı, bunun için her yolu deneyen Hıristiyan Dünyası küresel güç olmamıza izin verir mi? Yine net cevap. EVET, AMA VAR OLMAK İÇİN GÜÇLÜ OLMAK ZORUNDAYIZ. Bunun içinde Türkiye farklı ittifaklar peşinde. Örneğin; Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan'dan oluşan, Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ), Türkiye, üye olabiliriz mesajını veriyor. Bu mesaj dünyada geniş yankı bulurken, görünen o ki kartlar yeniden dağıtılmaya başlanacak.

Azerbaycan'ın durumu bizden biraz farklı. Jeo-politik ve Jeo stratejik konumu, bulunduğu coğrafya, Rusya'nın Batıya karşı uyguladığı strateji, yine Rusya'nın Türk Dünyası ve Türkiye'yi yanına çekme politikaları, Azerbaycan'ın kilit ülke konumunda olması ve daha birçok nedenden dolayı Rusya bazen (özellikle son yıllarda) geriye çekilip izliyor.

Ermenistan her zamanki alçaklığı ile saldırıyor, Azerbaycan'da BASIYOR TOKATI. İlk tokatta işgal edilmiş topraklarını geri aldı, ikinci tokatta darmadağın etti, Üçüncü tokatta, (şahit olun bu yazıyı alın saklayın) Ermenistan diye bir devletin adı olacak kendi olmayacak. Ve son

tahlilde, Batı Azerbaycan, Azerbaycan'ın olacak.

Bunu çok iyi bilen Ermenistan, anlaşmalar yapıyor sözler veriyor ama gel gör ki, diaspora rahat durmuyor.

Ermenistan dışındaki Ermeni Diasporasının tuzu kuru olduğu için, ser-sefil yaşayan, yokluk ve fakirlikle boğuşan Ermeni halkı onlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Onlara göre, başta Azerbaycan ve Türkiye olmak üzere (Türkiye'de bölücü Ermenileri asla unutmayalım. Saman altında su yürütüyorlar) yeryüzünde tek bir Türk sağ kalmamalıdır.

Elbette Ermenistan’ı kışkırtanlar; Türkiye ve Azerbaycan’ın, diğer Türk devletleri ile yakın irtibata geçmemeleri için başta Zengezur Koridoru olmak üzere birçok yolu tıkamak istiyorlar. Bunu da Ermenistan'ı kışkırtarak ya da Rusya ile ortak hareket ederek gerçekleştirme peşindeler.

Özetle her yol deniyor. Bütün bu tezgâhlara inat Türk Dünyası sürekli birlik mesajlarının yanı sıra birçok alanda işbirliği yapıyorlar.

Görüldüğü gibi, "Gel bana bir tokat atsana" diyen herkese demek ki tokat atılmıyormuş. Sadece la havle çekerek "Git oğlum işine elimi kana bulama belanı başka yerde ara!” diyorsun.

Peki, iç siyaset bütün bu olaylara nasıl bakıyor? Hepinizin aynı soruyu sorduğuna inanıyorum; HANGİ OLAYLARA?! Çünkü her şeyden “bi haberler”.

Yani siyasilerimizin öyle Türkiye'nin, Türk Milletinin geleceğini ilgilendiren konularla pek alakaları da yok fikirleri de yok. Siyasiler bir bakmışsın; “ olur mu öyle şey” diyor. Aradan biraz zaman geçiyor “evet evet öyle değil böyle olmalıdır” diyor. Yani her durumda milleti "salak" yerine koyuyorlar.

Bir bakmışsın biri çıkıp hiçbir gereği yokken ecdada saldırır, hakaretin bini bin para, bir başkası Peygamberimize laf eder durup dururken, biri çıkar tekrar başörtüsünü gündeme getirir, biri çıkar seçimi kazanmak için şeytanla bile işbirliği yaparım der. Özetle herkesin bildiği konular. Peki, Türkiye'yi direk ilgilendiren dış siyasetimizle ilgili doğru veya yanlış, o öyle değil şöyle olmalıydı, Türkiye’nin çıkarları bunu gerektirir gibi fikirleri olduğunu gördünüz mü? Dış politika nasıl dizayn edilmeli, komsularımızla sıfır sorunu nasıl gerçekleştireceğiz, içimizde ki Yunanlıları ne yapacağız, göçmenleri, mültecileri nasıl geri göndereceğiz? Gibi konularda Bir fikriniz var mı?

EY SİZ SİYASETİN IŞIKLI, BÜYÜLÜ, GÖRKEMLİ YÜZÜNE BAKARAK TÜRK MİLLETİNİN VARLIK VE BEKA DAVASINI UNUTAN SİYASETÇİLER, BİR FİKNİZ YOK MU?

BAKIN HALKIN BİR FİKRİ VAR ONU DA SEÇİMDE SÖYLEYECEK...

Sözlerimizi noktalarken, Ermeni saldırılarında şehit olan Azerbaycan Türk’ü kardeşlerimize, alçak PKK/PYD/YPG terör örgütü ile mücadele ederken şehit olan güvenlik

güçlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun. Dualarımız onlarla...



İsmet Taş - İç Anadolu Birliği Genel Başkanı

Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı

Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR