dini radikalizm və ekstremizmlə mübarizə

BUGÜN BAYRAM…


Bugün Ramazan Bayramı…
Hani o beylik laflar vardır ya; küskünlerin barıştığı, kavgaların son bulduğu…
Tokun açın halinden anladığı, paylaşmanın en güzel halinin yaşandığı…
Aynı sofrada birleşen kalplerin çoğaldığı, insanların birbirinin yüreğine dokunabildiği…
Empatinin, merhametin, vicdanın diri kaldığı günler…
Bir ay boyunca insanın kendini hesaba çektiği, sabrın ve şükrün öğretildiği o mübarek zamanın ardından gelen mutlu sabahlar…
Komşularla, akrabalarla bayramlaşmanın, bayram namazının o tarifsiz huzuru…
Evet… Bugün bayram.
Ama herkes için aynı değil…
Kimi; şehit evladının mezarı başında…
Yüreği yanık, gözyaşları kurumuş… Duaları semaya karışan analar, babalar ve yetim kalan çocuklar bayramlaşıyor bugün.
Kimi; en sevdiğini toprağa vermiş…
Avucundaki bir avuç toprakla hasret gideriyor mezarlıkta.
Kimi; kalabalık bayram sofralarını görüp…
Anasını, babasını, evlatlarını, sevdiklerini hatırlayıp mezar başında sessizce ağlıyor.
Kimi; hastane köşelerinde…
“Ya Rabbi, sevdiklerimi benden alma” diye dua eden çaresiz yüreklerle bayramı karşılıyor.
Kimi; yuva kurma hayaliyle…
Sevdiğini askerden, gurbetten bekliyor umutla.
Kimi; kırgınlıkların, haksızlıkların içinde…
Küsmüş, bölünmüş ailelerin arasında yalnız kalmış.
Kimi; geçmişine sarılmış bir köşede…
Hatıralarla baş başa, sessiz bir bayram geçiriyor.
Kimi de; kalabalık sofralarda, kahkahalar içinde…
Ailesiyle, akrabalarıyla mutlu bir bayram yaşıyor.
Evet… Bugün bayram.
Herkes bir şekilde bayramlaşıyor…
Ama kimi mutlu, kimi eksik…
Hayat ise her şeye rağmen devam ediyor.
Oysa eskiden bayramlar bambaşkaydı…
Çalınmadık kapı, verilmedik selam kalmazdı.
Şehirlerden köylere gidilir, büyüklerin elleri öpülürdü.
Tanımadığın birine bile kapını açmanın, misafir etmenin mutluluğu yaşanırdı.
Aile olmak böyleydi…
Akraba olmak, sülale olmak, komşu olmak…
Bayramda, cenazede, düğünde kenetlenmekti.
Birinin yükü, herkesin yüküydü…
Düğün yapanın elinden tutulur, gençlerin yuva kurmasına destek olunurdu.
Altın takmak, eşya dizmek; sadece gelenek değil, dayanışmaydı.
Ama ne olduysa…
Aile kavramını küçülttük.
Sıla-i rahimden uzaklaştık.
Bayram ziyaretleri yerini tatillere bıraktı.
Kapı kapı dolaşmak yerine AVM’lerde vakit geçirmeyi tercih ettik.
Oysa 40 yaş altı birçok insan, o eski bayramların coşkusunu ne yaşadı ne de çocuklarına anlatabildi…
Bugün cenazeler bile birkaç çadırla uğurlanıyor.
Düğünler, birkaç saatlik salon eğlencelerine sıkıştı.
Emek verilmeden kurulan yuvalar, kısa sürede dağılıyor.
Çünkü emek kıymetlidir…
Ne kadar emek verirsen, o kadar bağlanırsın.
Ne kadar çaba harcarsan, o kadar sahip çıkarsın.
Emeğin olmadığı yerde sadakat olmaz.
Tek taraflı yüklenen ilişkiler, bir süre sonra çöker.
Çünkü bir kişi taşıyamaz bir ömrü…
Bugün bayram…
Geçmiş kuşaklarla bugünü yan yana koyduğumuzda;
Milli ve manevi değerlerimizin nasıl eksildiğini,
Bayram sevincinin gençlerin ruhundan nasıl silindiğini üzülerek görüyoruz.
Bir zamanlar…
Sabaha kadar uyuyamayıp bayramlıklarını yastığının yanına koyan çocuklardık biz…
Şimdi ise o günleri sadece hatıralarla yaşatıyoruz.
Ve geriye…
Sadece özlem kalıyor.
Nur Delice
Ülke Postası Ankara Temsilcisi
DJB az muhabiri

Oxunub: 0
Oxşar xəbərlər
SON XƏBƏRLƏR